İçtihatlar

Arama Yapmak İçin Lütfen Seçim Yapınız...

Esas ve Karar Numarasına Göre Sıralama

Başlığa Göre Sıralama

Arama Sonuçları

04.07.2018 / 1- Meslek Hastalığı Nedeniyle SGK’ca Yapılan Ödemelerin Rücuen Tazmini – Meslek Hastalığında Kaçınılmazlık Değerlendirmesi 2- Hukuk Devletinin En Önemli Özelliği Hukuki Güvenliktir; Hukuki Güvenliğin İki Temel Unsuru ise “Genellik” ve “Öngörülebilirlik” İlkeleridir

Davacı SGK vekili; kurum sigortalısının davalı işverene ait işyerinde meslek hastalığına yakalandığını, bu rahatsızlık nedeniyle kurum tarafından yapılan harcamalar nedeniyle uğranılan zararların tahsili için davalı işveren aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali talebinde bulunmuştur. Bu nevi davalarda, işverenin sorumluluğunun tespitinde, kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınmalıdır. Kaçınılmazlıktan, işveren tarafından tüm önlemler alındığı ve kazalı da bu önlemlere uyduğu halde kaza meydana gelmişse söz edilebilir. Uyuşmazlığın çözümünde üzerinde durulması gereken husus, hukuki güvenlik ilkesidir. Hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre güvenle düzenleyebilmesi anlamına gelir. Kişilerin davranışlarını düzenleyen kurallar onlara güvenlik sağlamalıdır. Hukuki güvenlikle bağlantılı olarak “genellik” ve “öngörülebilirlik” hukuk devletinin iki temel unsuru kabul edilmektedir. Davalı işverenin aynı işyerinde çalışan ve meslek hastalığına yakalanan diğer sigortalılar yönünden görülen rücuen tazminat davalarında kaçınılmazlık ilkesi uygulanmadan verilen çok sayıdaki kararın onanarak kesinleştiği dikkate alındığında, Özel Dairece kaçınılmazlığın değerlendirilmesine yönelik verilen bozma kararının hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceği açıktır.

 

05.10.2018 / İş Sahibinin Birden Fazla Olması Halinde Bunlardan Herbirinin Sulh veya Anlaşma ile Sonuçlanan ve Takipsiz Bırakılan İşlerde Karşı Taraf Avukatı Lehine Hükmedilen, Müteselsil Olarak Sorumlu Olacağı Avukatlık Ücreti Kapsamına Akdi Vekalet Ücreti Dahil Değildir

İçtihadı birleştirmenin konusu; Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesinde düzenlenen “ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk” hâllerinden olan «iş sahibinin birden fazla olması halinde bunlardan her biri sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde» karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekâlet ücretinin girip girmediği hususudur. Belli bir hukuki yardım karşılığında avukat ile iş sahibi arasında yapılan sözleşme ilişkisinden kaynaklanan «akdi vekâlet ücretinden» dolayı bu ilişkinin tarafı olmayan, koşullarını belirleme imkânına sahip bulunmayan 3. kişi konumundaki karşı tarafın/hasmın sorumlu tutulması, Borçlar Hukuku’nun en temel prensiplerinden biri olan sözleşmelerin nispiliği ilkesine ve Anayasa’nın 48. maddesinde koruma altına alınan sözleşme özgürlüğü ilkesine aykırıdır. Özel hukuk taraflara sadece kendi hakları üzerinde tasarruf yetkisi ve imkânı tanımışken, sözleşme ilişkisinin dışındaki üçüncü bir kişi (hasım) aleyhine borç ihdas edilmiş olacaktır ki, böyle bir durumun hukuk düzenince kabul edilmesi mümkün değildir. Vekâlet ücreti; avukatın yaptığı hukuki yardımının karşılığı olan bir meblağ veya değeri ifade ettiği hâlde, avukattan hiç bir hukuki yardım almayan hasmın, karşı yanın yaptığı sözleşmeden doğan vekâlet ücreti nedeniyle onun avukatı lehine müteselsilen sorumlu tutulması, avukatlık ücretinin mahiyet ve amacına da uygun değildir. Açıklanan nedenlerle, Avukatlık Kanunu’nun 165. maddesinde düzenlenen “ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk” hâllerinden olan “sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde” karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken “akdi vekâlet ücretinin” dâhil olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

 

22.11.2018 / Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma - Konut, İş Yeri, Kamuya Açık Olmayan Kapalı Alanlar ile Buralarda Bulunan Kişiler Üzerinde Yapılacak Arama Ancak Adli Arama Kararı veya Yazılı Arama Emri ile Yapılabilir; Aksi Halde Elde Edilen Deliller Hükme Esas Alınamaz

Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan yargılama sonunda; sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık, suça konu uyuşturucu maddelerin hukuka uygun elde edilip edilmediği, bu bağlamda adli arama kararı veya yazılı arama emri bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Konut, iş yeri, kamuya açık olmayan kapalı alanlar ile buralarda bulunan kişiler üzerinde gerçekleştirilecek arama, ancak CMK’nun 116. maddesi uyarınca adli arama kararı veya yazılı arama emri ile yapılabilir. Aksi halde elde edilen deliller, hükme esas alınamaz. Aramaya konu olabilecek yerler şüphelinin veya sanığın yahut diğer bir kişinin üstü, eşyası, konutu, iş yeri veya ona ait diğer yerlerdir. Adli aramanın günün her saatinde yapılması mümkün olmakla birlikte konutta, iş yerlerinde ve diğer kapalı yerlerde aramanın kural olarak gündüz yapılması gerekir. Yoklama ya da arama işleminin nerede gerçekleştirildiği araştırılmalı,  suç konusu uyuşturucu maddelerin sanığın neresinde ele geçirildiği sorulmalı, aynı hususlarda savunmasının alınması için sanık yeniden dinlenmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilerek yoklama ya da arama işleminin nerede gerçekleştirildiği ile suç konusu uyuşturucu maddenin ne şekilde ele geçirildiği açık bir şekilde tespit edilmeli ve sonucuna göre adli arama kararı ya da yazılı arama emri olup olmadığı araştırılmalıdır. Açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın, eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.