İçtihatlar

Arama Yapmak İçin Lütfen Seçim Yapınız...

Esas ve Karar Numarasına Göre Sıralama

Başlığa Göre Sıralama

Arama Sonuçları

Devlet Memurluğundan Emekli Olduktan Sonra Sözleşmeli Personel Olarak Çalışmaya Devam Eden Davacıya Emekli Aylıklarının Yersiz Ödendiği Gerekçesi ile Tesis Edilen Borç Tahakkuku İşleminin İptali İstemiyle Açılan Dava İdari Yargı Yerinde Görülmelidir

Davacı, devlet memuru olarak çalışmaktayken emekliye ayrılıp daha sonra sözleşmeli personel olarak çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek emekli maaşlarının yersiz ödendiği gerekçesiyle yapılan borç tahakkuku işleminin iptali isteminde bulunmuştur. 5510 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 Sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muameleler “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam eder. 5754 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce devredilen Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünden 5434 Sayılı Kanun kapsamında aylık alan davacı tarafından, yeniden göreve girdiği için aylıklarının kesilerek yersiz almış olduğu aylıklarının adına borç çıkarılması işleminin iptali istemiyle açılan davanın, görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Davanın çözümünde idari yargı görevli olduğundan idare mahkemesinin görevli yargı yerinin belirlenmesi talebinin reddine karar verilmelidir. 

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Görev Alanındaki Uyuşmazlıklarda Askeri, İdari ve Adli Yargı Yerlerince Verilen Görevsizlik Kararlarının Kesinleşmesinden İtibaren 30 Gün İçinde AYİM’de Dava Açılabilir

Uyuşmazlık, askeri, idari ve adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararından sonra Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne açılması gereken davalarda, 1602 Sayılı Kanunun 41. maddesinde öngörülen 30 günlük sürenin, görevsizlik kararının tebliğ tarihinden mi, yoksa görevsizlik kararının kesinleşme tarihinden itibaren mi hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Yargılama kesintisiz bir süreci içermektedir. Herhangi bir yargı yeri tarafından verilen kararın uygulanması ve bu karara bağlı olarak farklı işlemlerin tesis edilmesi anılan kararın kesinleşmesi ile mümkündür. Bir yargı yerinin henüz kesinleşmemiş kararının esas alınarak başka işlem ve usuli müesseselere dayanak oluşturması hem hak arayan ilgili, hem de yargı yerleri açısından hukuki bağlamda istenilmeyen sonuçların doğmasına neden olacaktır. Kesinleşmemiş görevsizlik kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde görevli yargı yerinde dava açan tarafın davası, diğer tarafın tebliğ tarihinden sonra yaptığı temyiz girişimi ile geçerliliğini yitirecek ve yargılamanın başka kanaldan devamını sağlayacaktır. Bu durum farklı usuli kanallardan ilerleyen uyuşmazlık konusunda birbiri ile çakışan iki karara ulaşılması bağlamında yargı bağımsızlığı ve güvenirliğini zedeleyici bir sonucun ortaya çıkmasına yol açabilir. Açıklanan nedenlerle 30 günlük dava açma süresinin başlangıcı olarak görevsizlik kararının kesinleşme tarihi esas alınmalıdır.