İçtihatlar

Arama Yapmak İçin Lütfen Seçim Yapınız...

Esas ve Karar Numarasına Göre Sıralama

Başlığa Göre Sıralama

Arama Sonuçları

Kamu Görevlileri Sendikaları ve Üst Kuruluşları, Üyeleri Hakkında Tesis Edilen Bireysel İşlemlere Karşı Dava Açma ve Açılan Davalarda Taraf Olma Hakkına Sahiptirler

Davacı sendika, üyesi hakkında verilen aylıktan kesme cezasına ilişkin işlemin iptali ile maddi kayıplarının tazminini talep etmiştir. 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 19. maddesinde sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri, “üyelerin idare ile doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecede yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak” şeklinde ifade edilmiştir. Anılan kanunda sendikaların, üyelerine yönelik olarak tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı dava açıp açamayacaklarına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Kamu görevlileri sendikalarına, üyelerinin haklarını korumak amacıyla tanınmış dava açma hakkının kullanımında sınırlamaya gidilmesi Anayasa’da düzenlenmiş olan hak arama hürriyetine aykırılık teşkil eder. Gerek 4688 SK’nın 19. maddesinin yorumu ve gerekse madde gerekçesi ile konuya ilişkin tarihsel süreç ve yapılan yasal değişiklikler göz önünde bulundurulduğunda, kamu görevlileri sendikalarının, üyeleri hakkında tesis edilen bireysel işlemlere karşı, üyelerini temsilen dava açabilecekleri ve bu nedenle açılan davalarda taraf olabilecekleri sonucuna ulaşılmaktadır.

Gerçek Mal Alım Satımı Olmadan Komisyon Karşılığı Fatura Temin Edildiği veya Vergiyi Ziyaa Uğratma Yönünde İki Taraf Arasında İrtibat Bulunduğu İdarece Tespit Edilmeden ya da Hükme Esas Alınabilecek Kuvvette Bir İzlenime Ulaşmadan KDV İçin Müteselsil Sorumluluktan Söz Edilemez

Vergi Usul Kanunu’na göre, yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak ödenmesinden ve bunlarla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar. Yine aynı kanun uyarınca, mal alım-satım ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmemesinden alım satıma taraf olanlar ile hizmetten yararlananlar arasında zımnen dahi olsa irtibat olduğu tespit edilmesi durumunda müteselsilen sorumludurlar. Burada amaç, kesilen vergiler ile tahsil edilen Katma Değer Vergisi’nin vergi dairesine yatırılmasını sağlamaktır. Gerçek mal alım satımı olmadan komisyon karşlığında fatura temin edildiği veya kişi ve kuruluşlar arasında vergiyi ziyaa uğratma yönünden irtibat bulunduğu idarece tespit edilmeden ya da hükme esas alınabilecek kuvvette bir izlenime ulaşılmadan Katma Değer Vergisi için müteselsil sorumluluktan söz edilemez. Somut olayda, inceleme elemanlarınca yapılan tespitlerde davacı şirket ile mal aldığı şirket arasında irtibat bulunduğu belirlenememiştir. Buna rağmen davacı şirketin verginin ödenmemesinden sorumlu tutularak adına cezalı tarhiyat yapılması hukuka uygun değildir.