İçtihatlar

Arama Yapmak İçin Lütfen Seçim Yapınız...

Esas ve Karar Numarasına Göre Sıralama

Başlığa Göre Sıralama

Arama Sonuçları

05.04.2017 / Vergi Kaçakçılığı Suçlarında VUK Kapsamında Arama ve El Koyma Tedbiri, Vergi İncelemesi Yapmaya Yetkili Olanlarca Talep Edilmesi ve Sulh Ceza Hakimliğince Karar Verilmesi Üzerine Vergi İnceleme Elemanlarınca Yapılmalıdır – Hukuka Aykırı Yöntemlerle Elde Edilen Deliller Hükme Esas Alınamaz

CMK’da koruma tedbirleri kapsamında “arama ve el koyma” işlemine dair usul ve esaslar ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Ancak ceza yargılamasına dair çeşitli usul hükümleri ile “arama ve el koyma” gibi koruma tedbirlerine ilişkin hükümlere bir çok özel kanunda da yer verilmiştir. Bunlardan biri de Vergi Usul Kanunu’dur. Ceza muhakemesinde, arama olağan bir koruma tedbiri iken, Vergi Hukuku’nda istisnai, olağandışı bir denetim yoludur. Vergi kaçakçılığı suçlarında 213 Sayılı Kanun kapsamında arama ve el koyma tedbiri, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca talep edilmesi ve sulh ceza hakimliğince karar verilmesi üzerine yapılır. Niteliği itibariyle adli arama olmasına rağmen, bu arama genel suç kolluğu tarafından değil, vergi inceleme elemanlarınca yapılmalıdır. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Somut olayda, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı görevlilerince sanığın sahte fatura düzenlediği tespit edilerek, bu suçun delillerinin elde edilmesi amacıyla arama kararı talep edilmiştir. Bu durumda, arama kararı usule uygun değildir. 

21.12.2017 / İşçilik Alacaklarında ve İş Yargılamasında Zamanaşımı – Kısmi Davada Zamanaşımı Dava Dilekçesindeki Miktarla Sınırlı Olarak Kesilir

Dava, işçilik alacaklarının tahsili talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Tazminat niteliğinde olmaları nedeni ile sendikal tazminat, kötü niyet tazminatı, işe başlatmama tazminatı, eşit işlem borcuna aykırılık nedeni ile tazminat,  kıdem ve ihbar tazminatı  istekleri 10 yıllık zamanaşımına tabidir. HMK’nun yürürlüğe girmesinden itibaren savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Kısmi dava ile belirsiz alacak davasının en büyük farkı, kısmi davada zamanaşımının dava dilekçesindeki miktarla sınırlı olarak kesilmesi; belirsiz alacak davasında ise miktara bakılmaksızın tüm hak bakımından zamanaşımının kesilmesidir. Diğer bir fark ise, kısmi davada faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah tarihi ayrımı yapılarak başlatılması; belirsiz alacak davasında ise faizin tüm alacak miktarı bakımından dava tarihinden itibaren başlatılmasıdır. Eldeki davada; hüküm kısmi dava esaslarına göre kurulmuş ise de daha önce davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmesi nedeniyle değerlendirilmeyen ıslaha karşı zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması hatalıdır.

 

19.12.2017 / Mirasta İade (Denkleştirme) ve Terditli Olarak Tenkis Talepli Olarak Açılan Davalarda Öncelikle ‘İade’ Talebi Yönünden Değerlendirme Yapılmalı, Bu Talep Yerinde Görülmezse ‘Tenkis’ Talebi Usule Uygun İncelenerek Bir Karar Verilmelidir

Asıl ve birleştirilerek görülen davalar; terekeye iade, tenkis ve tapu iptali-tescil isteklerine ilişkindir. Dosya içeriğinden, öncelikli isteğin «terekeye iade» (mirasta iade-denkleştirme) olduğu anlaşılmaktadır. Mirasta iade (denkleştirme) ve terditli olarak tenkis talepli açılan davalarda öncelikle “iade” talebi yönünden değerlendirme yapılmalıdır. İade talebi yerinde görülmezse “tenkis” talebi usule uygun incelenerek karar verilmelidir. Terekeye iade isteğinin tereke adına ileri sürülmesi gerekir. Terekeye iade davası, murisin sağlığında karşılıksız olarak yaptığı kazanımı elde eden yasal mirasçılara karşı açılabilir. Tenkis davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmalarının yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu  davalardandır. Mahkemece öncelikli istek olan terekeye iade isteği yönünden herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmamış; terditli tenkis isteği yönünden ise usule uygun araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması hatalıdır. 

 

16.05.2017 / Tıbbi Hata (Doktor Hatası) Nedeniyle Ölüme Neden Olma – Görevi İhmal

Sanık, taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan yargılanmıştır. Uyuşmazlık, doktor olan sanığın eylemi ile gerçekleşen ölüm neticesi arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak da eyleminin TCK’nun 85. maddesi kapsamında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu mu, yoksa TCK’nun 257/2. maddesi kapsamında görevi ihmal suçunu mu oluşturacağı noktasında toplanmaktadır. TCK’nun “Görevi kötüye kullanma” başlıklı 257. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ihmali davranışlarla görevi kötüye kullanma suçu; “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiştir. Sanığın davranışları ile meydana gelen ölüm neticesi arasında nedensellik bağının kesin olarak belirlenemediği dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda, sanığın eyleminin taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilemez. Sanık, genel beden travmasına ve çoklu kemik kırıklarına maruz kalmış kişiyi stabilizasyonu sağlanıncaya kadar müşahede altında tutması veya başka bir sağlık kuruluşuna sevk etmesi gerekirken, beş saat sonunda taburcu ederek evine göndermiştir. Bu durumda görevinin gereklerini yerine getirmekte ihmal gösterdiği, bu haliyle eyleminin görevi ihmal suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.