İçtihatlar

Arama Yapmak İçin Lütfen Seçim Yapınız...

Esas ve Karar Numarasına Göre Sıralama

Başlığa Göre Sıralama

Arama Sonuçları

Sanığın Girdiği Öğretmenler Odasından Farklı Kişilere Ait İki Bilgisayar ile Bir Cep Telefonu Çalması Eylemi ile Tek Bir Hırsızlık Suçu Değil Mağdur Sayısınca Hırsızlık Suçu Oluşur; Olaya Zincirleme Suç Hükümleri de Uygulanamaz

Nitelikli hırsızlık suçundan yapılan yargılamada uyuşmazlık, sanığın eylemlerinin yalnızca bir hırsızlık suçunu mu yoksa üç ayrı hırsızlık suçunu mu oluşturduğu noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamından, sanığın girdiği öğretmenler odasından farklı kişilere ait iki bilgisayar ve bir cep telefonunu çaldığı anlaşılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’na hakim olan ilke gerçek içtima olduğundan, bunun sonucu olarak kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza söz konusu olacaktır. Yasal istisnalar dışında işlenen her suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Somut olayda sanık, üç ayrı mağdurun mallarını çalmıştır. Bu durumda tek bir fiilden söz edilemez. Zincirleme suçtan söz edilebilmesi için de bir suçu işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamı ve olayın meydana gelme şekli dikkate alındığında, sanığın söz konusu eylemleri tek hırsızlık suçunu değil mağdur sayısınca hırsızlık suçunu oluşturur. Üç ayrı mağdura karşı işlenen hırsızlık suçunda zincirleme suç hükümlerinin de uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemece sanık hakkında üç ayrı mağdura karşı işlenen suç nedeniyle ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmesi usul ve yasaya uygundur.

Bir Düşünce Kastı Olan “Tasarlama”nın Varlığından Söz Edilebilmesi İçin Failin Suç İşleme Kararı ile Fiilin İcrası Arasında Düşünmeye Yetecek Kadar Süre Geçmiş Olmasına Rağmen Fail Kararlılığını Sürdürerek Suçu İşlemiş Olmalıdır

Tasarlayarak adam öldürme suçundan yapılan yargılamada uyuşmazlık, eylemin tasarlanarak işlenip işlenmediğinin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır. Bazı suçlarda ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenen tasarlama ya da taammüd Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Tasarlama, ani kast türünün dışında kalmakta, düşünce kastına girmektedir. Tasarlamadan söz edilebilmesi için failin suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında düşünmeye yetecek kadar süre geçmiş olmasına rağmen fail kararlılığını sürdürerek suçu işlemiş olmalıdır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin oldukça geniş bir uygulama alanı bulunmaktadır. Suçun işlenip işlenmediği, işlenmiş ise sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme şekli konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanık ile maktül arasında ev alım-satımından kaynaklanan husumet bulunduğu, kasten öldürme eyleminin de bu husumetten kaynaklandığı sabit ise de tasarlamanın varlığını ispat edecek nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmamaktadır. Tasarlamanın varlığı için aranan şartlar gerçekleşmediği için kasten adam öldürme suçundan ceza tayin edilmesi gerekirken tasarlayarak adam öldürme suçundan ceza tayin edilmesi hatalıdır.

1- Hem Sıraya Hem de Alacağın Esas ve Miktarına İtiraz Halinde Mahkemece Önce Sıraya Yönelik İtiraz İncelenmelidir 2- Borçlunun 3. Kişi Elinde Henüz Mevcut Olmayan Parası Haciz Müzekkeresi ile (Menkul Hükümlerine Göre) Haczedilemez; 3. Kişi Nezdinde Doğacak Alacaklar Haciz İhbarnamesi ile Haczedilebilir

Borçluya ait mahcuz satış bedelinin bütün alacaklıların alacaklarını karşılamaması halinde düzenlenecek sıra cetveline itiraz, alacağın esas ve miktarına ya da hem sıraya hem de alacağın esasına yönelikse dava yoluyla genel mahkemede, itiraz sadece sıraya yönelikse şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürülmelidir. Hem sıraya hem de alacağın esas ve miktarına itiraz edilmiş ise mahkemece önce sıraya yönelik itiraz incelenmelidir. Sıraya ilişkin itirazın yerinde olmadığının anlaşılması halinde, davalı alacağının esasına ve miktarına yönelik itirazların incelenmesi gerekir. Yerel mahkemece, bu ilkelere aykırı olarak sıraya ilişkin itiraz incelenmeksizin esasa ilişkin itirazların incelenmesi hatalıdır. Borçlunun 3. kişi elinde henüz mevcut olmayan parası haciz müzekkeresi ile menkul hükümlerine göre haczedilemez. İİK’nun 88. maddesine göre haciz yapılabilmesi için borçluya ait paranın fiilen 3. kişinin elinde olması gerekir. 3. kişi nezdinde doğacak (beklenen) alacaklar ise İİK’nun 89. maddesi uyarınca ancak haciz ihbarnamesi ile haczedilebilir. Somut olayda, emeklilik ikramiyesinin haczi için İİK’nun 88. maddesi kapsamında yazı yazılmıştır. Bu durumda emeklilik ikramiyesine hak kazanma tarihi tespit edilerek haciz yazısının SGK’ya ulaşma tarihi dikkate alınmalıdır. Haciz müzekkeresi, emekliliğe hak kazanma tarihinden önce ulaşmışsa emeklilik ikramiyesi üzerinde geçerli bir haciz bulunmadığı gerekçesiyle sıraya ilişkin şikayetin kabulüne karar verilmelidir.