İçtihatlar

Arama Yapmak İçin Lütfen Seçim Yapınız...

Esas ve Karar Numarasına Göre Sıralama

Başlığa Göre Sıralama

Arama Sonuçları

Kamulaştırma Bedelinin Tespiti – Dava Tarihi İtibarıyla Ölü Olduğu Anlaşılan Malikin Mirasçıları Davaya Dahil Edilerek Adres Tespiti ve SatınAlma Prosedürünün Uygulanıp Uygulanmadığı Denetlenmelidir

Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve terkin talebine ilişkindir. Kamulaştırma işlemlerini yapan idare, tapu kayıtlarını getirtip mal sahiplerinin adreslerini tapu, vergi, nüfus kayıtları üzerinden veya ayrıca yapacağı araştırma ile belgeye bağlamak suretiyle tespit ettirmeli, tüm araştırmalara rağmen adres tespit edilemezse ilanen tebligat yapılmalıdır. Kamulaştırma işlemlerinde, idarenin kıymet takdir komisyonu ve uzlaşma komisyonu kurarak, tespit edilen tahmini bedeli belirtmeksizin, taşınmazı pazarlıkla ve anlaşarak satın alma iradesini malike bildirmesi, tarafların anlaşamaması halinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili için dava açılması gerekmektedir. 2942 SK’da, idarenin açtığı davalarda gerçek hak sahibinin davalı olmadığının anlaşılması halinde gerçek malikin, tapu malikinin davadan önce öldüğünü sabit olması halinde de mirasçılarının davaya dahil edilerek devam edilmesi öngörülmektedir. Anılan kanunda öngörülen adres tespiti ve satın almaya ilişkin yasal prosedürün dava açılmadan evvel yerine getirilip getirilmediğinin incelenebilmesi ancak taraf teşkilinden sonra mümkündür. Taraf teşkili sağlanmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.

 

Hukuki İlişkiye Dayanan Bir Alacağın Tahsili Amacıyla Cebir veya Tehdit Kullanılması Halinde Yağma Suçu Oluşur; Ancak Fail Kasten Yaralama ve/veya Tehdit Suçundan Cezalandırılır

Sanıklar, nitelikli yağma suçundan yargılanmışlardır. 5237 SK’da 765 SK’nun 308. maddesinde düzenlenmiş olan “kendiliğinden hak alma” suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiştir. Yeni yasada, bazı suçların hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüştür. 5237 SK’nun 150. maddesinde; hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasını yağma suçlarında daha az cezayı gerektiren hal olduğu belirtilerek bu durumda failin kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Başka bir anlatımla, hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması yeni yasada daha az ceza verilmesini gerektiren hal olarak kabul edilmiştir. Söz konusu 150. maddenin uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran bir hukuki ilişkinin bulunması gereklidir. Somut olayda mağdur, define bulma bahanesiyle kandırdığı sanıklardan altı adet cep telefonu ve bir miktar para almıştır. Bu durumda fail ile mağdur arasında alacak-borç ilişkisi bulunduğu sabittir. Sanıklar, alacaklarını tahsil etmek amacıyla mağduru bıçakla tehdit edip yedi tane boş senet imzalatmışlardır. Sanıklar, alacaklarını tahsil etmek amacıyla hareket ettiklerinden eylemleri 150. madde kapsamında değerlendirilmelidir. Açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın nitelikli yağma suçundan ceza tayin edilmesi hatalıdır. 

Çocuğa Karşı Cinsel İstismar Suçlarında Ruh Sağlığının Bozulup Bozulmadığı Konusunda Adli Tıp 6. İhtisas Kurulundan veya Adli Tıp Mevzuatına Uygun Olarak Üniversitelerden Rapor Alınmalıdır; Tek Uzmandan Alınan Rapor Yeterli Değildir

Sanık, çocuğa karşı nitelikli cinsel istismar suçundan yargılanmıştır. Adli Tıp Kurumu Kanunu, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile ilgili olarak rapor düzenlemekle görevli Adli Tıp 6. İhtisas Kurulu başta olmak üzere ihtisas kurullarının kuruluş şekli ve çalışma düzeni hakkında ayrıntılı düzenlemeler içermektedir. 6. İhtisas Kurulu; kadın hastalıkları ve doğum, radyoloji, üroloji, ruh sağlığı ve hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, adli antropoloji, çocuk cerrahisi uzmanlarından oluşmaktadır. Adli Tıp İhtisas Kurulları, başkanın başkanlığında işin niteliğine göre en az dört üye ile toplanır ve oyçokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf oyçokluğunu sağlamış sayılır. Ancak incelenecek konunun ilgili uzmanı hazır değil ise müzakere yapılamaz. Anılan kanunda, yükseköğretim kurumları veya birimlerinin, adli tıp mevzuatı çerçevesinde adli konularda Ceza Yargılaması Yasası’na göre resmi bilirkişi sayılacağı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle cinsel istismar suçunun mağdurunun ruhsal sağlığının bozulup bozulmadığına ilişkin raporun Adli Tıp Kurumu yerine üniversite hastanesinden alınmasında bir sakınca yoktur. Ancak üniversitelerin adli tıp mevzuatı çerçevesinde görev yapacağı düzenlenmiş olduğundan 6. İhtisas Kurulu’nda bulunması zorunlu uzmanlardan oluşacak, içlerinde çocuk psikiyatrisi bulunan en az beş kişilik heyetten rapor alınması gerekmektedir. Açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın tek kişilik çocuk ve ruh sağlığı uzmanı tarafından hazırlanan rapor esas alınarak hüküm kurulması hatalıdır.